Bu gün bir aralık fırsat bulmuşken yazayım dedim. Bir veri karmaşasıdır gidiyor. Şu işte şu kadar sayıya ulaştık şu konuda şu kadar başarı sağladık şu kadar başarısız olduk vs vs. Bilinen bir gerçek var matematik net bir bilim dalıdır ve hata payı yoktur. Ne var ki biz insanlar o kadar başarılıyız ki sonuçların değişmediği ya da çok zor değiştiği bir bilim dalını bile kandırmaya başardık. Hayatın genel akışında o kadar çok veriye ihtiyaç duyuyor o kadar çok veriyi işliyor o kadar çok veriyi gözönüne alarak karar veriyoruz ki artık veriler bizim karar verme mekanizmamızın en önemli ölçütleri oldu. Alışveriş yaparken ne kadar yorum almış, hastaneye giderken doktor aynı ameliyatı kaç kere yapmış, öğrencimizin okul kaydı için o okul kaç tane öğrenciyi bir üst seviyeye başarıyla göndermiş gibi bir çok konuda verileri hayatımızın merkezine almış durumdayız.
Bir birey olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz doğru karar alma mekanizmasına etki eden verilerin doğruluğunu sorgulamak artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Özellikle devlet kurumlarında alınan verilere göre verilen kararlar yanlış kararlara, yanlış uygulamalara, yanlış değişikliklere, yanlış planlamalar yapmaya ve hatta sistemin tamamen kilitlenmesine neden olabilmektedir. Bu gün geldiğimiz noktada eleştiriye açık bir çok konuda verilerin yanlış oluşundan kaynaklı bir yığın sorunla karşı karşıya kalmaktayız.
Özellikle devlet kurumlarının aldıkları bir çok kararın altında yatan temel değişken olan veriler o kadar büyük bir karmaşıklığa yol açmış durumda ki bunu tartışmak ya da yazmak için sanırım emekliye ayrılıp günümün büyük bir kısmını bu keşmekeşi yazmaya ayırmalıyım.
Peki, veriler için neden böyle bir salvoyu ortaya attığımı soracak olursanız bu kadar yanlış uygulamanın bir nedenini ararken ben de herkesin yaptığı gibi bende verilere başvurdum. Gördüm ki bizim aldığımız kararlarda sorun yok; sorun bu kararları alırken kullandığımız verilerde.
Bir eğitim yöneticisi olarak en güzel örnekleri; içerisinde olduğum devlet kurumlarından hepimizin ortak değerleri olan okullardan verebileceğimi düşünüyorum.
( Burada vereceğim örnekleri lütfen kimse kendi üzerine alınmasın. Çalıştığım kişi kurum ya da kuruluşlarla kesinlikle ilgili yoktur. Değerlendirmem genel bir gözlem sonucudur. )
Bir okulda sorunlu öğrenci sayısını isteyen ve bu veriler ışığında disiplin kurulu kararlarında revizyonu düşünen bir yönetim aşamasında; sırf kendisinden bir üst amire sorun bildirmemek, bu sorunsuzluk ortamında işlerin daha güzel yürüdüğünü düşünüp koltuğunu sağlama almış bir idareci anlayışı bilinçli ve istemli bir şekilde yukarıya sorun bildirmeyince alınan kararların ayaklarının yere basmadığı ve nitekim gelecek planlamaları açısından çok ciddi pişmanlıklar oluşturmaktadır. Verilerin bu kadar değerli olduğu bir dönemde insan eliyle hem de veriye bu kadar çabuk ulaşırken yanlış okunması yanlış değerlendirmesi sadece bizim için değil gelecek nesiller için de ciddi bir sorun oluşturmaktadır.
Sırf insanların geçici hevesleri, bir koltuğun sevdası, ya da basit bir teşekkür beklentisi verileri yanıltmaya başladığında artık sistemin çöktüğünü kabul etmek gerekiyor.
Belki yazılacak daha çok şey var ancak şu an yanlış verilerle yanlış yönlendirmenin yapıldığı bir toplantıdayım ve verilerin doğruluğunu kontrol etmeye çalışıyorum. 😢😢😢

Bir Cevap Yazın