SÖZ BİTTİĞİNDE…

Bazen yazmak istersin ama söz boğazına kelime kalemine mürekkep eline yapışır kalır. Haykırasın vardır insanların yüzüne karşı ama artık çoktan susmuşsundur. Sormuyor sorgulamıyorsundur. Her nasılsa öyle kabullenmek en güzel başa çıkma yöntemin olmuştur. Kimsenin ve hiçbir şeyin, senin için değişmeyeceğini anlayalı çok olmuştur. Seni hayatta tutan sadece içinde biriktirdiğin sevgidir ve o da yavaş yavaş solmaya yüz tutmuştur. Arada bir sunulan bir kaç damla abı hayat ayakta tutmaya yetmez artık o içindeki sevgiyi. Sadece anlık bir gülümseme gelir yüzüne ama içten içe soluyordur artık o küçük bir çocukken büyütmek için, her türlü acıya göğüs gerdiğin sevgi çiçeği.

Yazmak istersin bazen ama olmaz. Hiç bir kelime yeterli gelmez anlatmaya içindekileri. Söyleyemediğin için yazmaya karar verdiğin onca şeyi sığdıramazsın bir kaç kelimeye olmaz yazamazsın. Nasıl sığsın ki özlemler, özlemeler, acı tatlı anılar, gördüğünde içini huzur kaplayan o nur yüzler? Nasıl sığsın ki hissettiğin binlerce duygu bir tek kelimeye nasıl sığsın? Yazmak istesende yazamazsın bu yüzden. Susarsın ve dalarsın uzaklara aklından geçenleri kendin bile anlayamazsın bir süre sonra. Kendine bile itiraf edemezsin neler olup bittiğini sonra susarsın kendine dönersin binlerce kere ve her bir dönüşte yazmak istersin, anlatmak istersin ama yazamazsın.

Cümle Biter, Anlam Biter, Söz Biter, Kelime Biter, Hece Biter, Harf Biter Hey şey Biter. YAZAMAZSIN…


Her 24 Kasım için aynı fikir gelir aklıma. Gitsem bulsam eski öğretmenlerimi, ellerini öpsem, sığınsam sıcaklıklarına, unutsam bütün dertlerimi şevkatli yüreklerinde. Ne güzel yetiştirdiniz bizleri, ne güzel hayaller kurdurdunuz bizlere. Ne kadar güzel bir gelecek hayaliyle veda ettik sizlere diyerek başlasam sözlerime.

Sizlerden aldığımız ilhamla koştuk hep hayat yolumuzu. Okuduk, çalıştık, sevdik, aşık olduk, askere gittik, tatile gittik, gezdik, eğlendik, evlendik, anne olduk, baba olduk, mutlu olduk, mutsuz olduk, nefret ettik belkide hayattan, belkide hayata yeniden bağlandık, sizler gibi öğretmen olduk belki de ama hiç unutmadık sizlerin söylediklerini.

Nasıl Bu kadar etkili olmuştunuz hiç anlayamadım. Nasıl bu kadar etkilemiştiniz o küçücük çocuk beyinlerimizi? Nasıl baş etmiştiniz bütün o ergen takıntılarımızla? Nasıl yönetmiştiniz gençliğimizin deli kanını? Hiç anlayamadım ama hiç de unutmadım. Siz öyle güzel öğretmenlerdiniz ki biz hala sizin verdiğiniz ilham la devam ediyoruz hayatımıza.

Bir meslektaşınız olmaktan gurur duyarak, Sizlerin yolunda olmaktan mutlu olarak başedebilmek ne kadar da güzel bütün zorluklarla.

Artık çok yorgunuz öğretmenim. Öyle yorgun ve öyle yanlızız ki anlaşılmak gibi bir beklentimiz bile kalmadı neredeyse. Her yerimizi saran bin türlü musibete rağmen nasıl dayandığımızı anlayamıyorum artık. Öyle zor ki artık sizin gibi olmak, öyle zor ki artık sizin gibi kalmaya çalışmak.

Adil davranmak için adaletle çatışmak, liyakatli olmak için liyakatle savaşmak, öğrenciye bir şeyler katabilmek için öğrenciyle bile savaşmak, sistemi daha iyiye taşımak için sistemle uğraşmak, attığımız her adımda bir çocuğun mutlu olmasını isterken bütün çocukları mutsuz etmeye çalışan bir döngünün içinde olmak. Öyle zor ki bir güzel cümle kurabilmek için binlerce hakarete göğüs germek. Öyle zor ki artık, güzel bir hayalin peşinden koşar gibi okula gitmek. Öyle zor ki artık bir öğrenci de sizlerin bizler de oluşturduklarını oluşturmak.

Hayır vazgeçmedik tabii ki. Vazgeçmeyeceğiz de…

Söz verdik size. Bu ülkenin küçücük çocuklarına bir harf öğretmek için arkamıza bile bakmadan gideceğiz o uzak köylere. Ne derse desinler, ne yaparsa yapsınlar vazgeçmeyeceğiz doğrulardan. Doğru insan olmak her zaman önce gelecek bizim için. Doğruyu öğretmek her zaman önceliğimiz olacak her ne şartta her ne fırsatta olursa olursa olsun; her zaman önceliğimiz sizin yetiştirdiğiniz çocuklar gibi çocuklar yetiştirmek olacak.

Sayımız; her geçen gün biraz daha azalsa da asla vazgeçmeyeceğiz. Biz bu ülke için, bu ülkenin gençleri için size bir söz verdik:

“Allah’ın “OKU” emrinin gereğini yerine getirecek ve Bu emri anlayıp Bu emirle yaşayacak insanlar yetiştireceğiz.” Okudukça açılan dimağımıza önce inancı sonra adaleti yerleştirip bu inancı her yıl en az bir öğrenciye aşılayacağız.”

Şahsım adına bu sözü şimdiye kadar yerine getirdim öğretmenim. Bundan Sonra da tutmaya devam edeceğim.

Sizlere teşekkür etmenin bir yolu yok biliyorum ama kelimelerin içi ne kadar boş olsa kalpten geçenlere tercüman olacak başka bir yol yok.

Bana öğrettiğiniz her bir harf için binlerce kez teşekkürler.

İyi ki hayatımın dikenli yollarında açılmış bir gül gibi size rastladım ve beni o dikenli yollardan çıkarıp adımlarınızı takip etme şansı verdiniz.

Rabbim Sizlerden Razı Olsun….