SÖZ BİTTİĞİNDE…

Bazen yazmak istersin ama söz boğazına kelime kalemine mürekkep eline yapışır kalır. Haykırasın vardır insanların yüzüne karşı ama artık çoktan susmuşsundur. Sormuyor sorgulamıyorsundur. Her nasılsa öyle kabullenmek en güzel başa çıkma yöntemin olmuştur. Kimsenin ve hiçbir şeyin, senin için değişmeyeceğini anlayalı çok olmuştur. Seni hayatta tutan sadece içinde biriktirdiğin sevgidir ve o da yavaş yavaş solmaya yüz tutmuştur. Arada bir sunulan bir kaç damla abı hayat ayakta tutmaya yetmez artık o içindeki sevgiyi. Sadece anlık bir gülümseme gelir yüzüne ama içten içe soluyordur artık o küçük bir çocukken büyütmek için, her türlü acıya göğüs gerdiğin sevgi çiçeği.

Yazmak istersin bazen ama olmaz. Hiç bir kelime yeterli gelmez anlatmaya içindekileri. Söyleyemediğin için yazmaya karar verdiğin onca şeyi sığdıramazsın bir kaç kelimeye olmaz yazamazsın. Nasıl sığsın ki özlemler, özlemeler, acı tatlı anılar, gördüğünde içini huzur kaplayan o nur yüzler? Nasıl sığsın ki hissettiğin binlerce duygu bir tek kelimeye nasıl sığsın? Yazmak istesende yazamazsın bu yüzden. Susarsın ve dalarsın uzaklara aklından geçenleri kendin bile anlayamazsın bir süre sonra. Kendine bile itiraf edemezsin neler olup bittiğini sonra susarsın kendine dönersin binlerce kere ve her bir dönüşte yazmak istersin, anlatmak istersin ama yazamazsın.

Cümle Biter, Anlam Biter, Söz Biter, Kelime Biter, Hece Biter, Harf Biter Hey şey Biter. YAZAMAZSIN…


Gençlerle 20 Dakika

20 Dakikalık bir zaman diliminde neler yapabilir ki bir insan?

Bir kahve içebilir belki, belki bir arkadaşının halini hatırını sorabilir, belki de kendine küçük bir hayal kurar ya da dünyayı kurtarabilir.

Bu gün bir grup gençle 20 dakika üzerine konuştuk 20 dakika boyunca. Hayatımızda önemsemediğimiz 20 dakikada neler yapabiliriz diye düşündük. Kaç 20 dakika kaybettik yok yere diye sorguladık. Keşke 20 dakikamız daha olsaydı dedik 20 kere.

Kaybettiğimiz zaman o kadar fazlaki son günlerde 20 dakika bizim için bir anlam ifade etmiyor gibi geldi bize.

Oysaki hedefleri olan, yaşamdan beklentisi olan, kendini gerçekleştirmeyi amaçlayan bir insan için 20 dakika ne kadar da önemliydi.

Üniversite Sınavına girecek bir öğrenci grubu vardı bu gün ekibimde. Onlara göre daha çok uzun zaman vardı sınava. Belki haklıyıdılar 3 yıl çok uzun bir zamandı ama 20 dakika çok kısa geldi onlara.

Mesele şu ki; bu gün kendimizi kısıtlayıp hedeflerimiz için kendimize bu gün 20 dakika ayırmadığımızda çok uzun zamanlar öyle çabuk gelip geçiyorki kendimizi bir anda hayatımızın sınavında “keşke son bir 20 dakikamız daha olsa” diye dua ederken buluveriyoruz.

Bu günden kendimize 20 dakika ayırmadığımızda; sınava son bir yıl kaldığında o 20 dakikalar o kadar çok artıyor ki sırtımızda bir yığın test kitabı, karşımızda bir yığın engel ve en zoru kalbimizde bir yığın baskı “Aman mezuna bırakmayayım aman istediğim şehirde istediğim bölüme gideyim” diye koşturup duruyoruz.

Liseye başladığımızda önümüzda kocaman bir 4 yıl varken biz kendimize ayırmadığımız 20 dakikalar yüzünden o koca 4 yılı son 1 yılda tamamlamaya çalışıp kendimizi yıpratıyoruz. Yani demem o ki gençler:

” Önümüzde çok uzun yıllar varmış gibi düşündüğümüz her şey için bu günden sadece 20 dakika ayırırsak sona yaklaştığımızda bunalmayız”

Eğer kendi gölümüzde yüzmek istiyorsak, kendi hayatımızı yaşamak istiyorsak, kendimiz gerçekleştirmek istiyorsak ve en önemlisi kendimiz başarıp kendimiz gibi kendi istediğimiz gibi yaşamak istiyorsak:

Damlanın gücü cüssesinde değil sürekliliğinde misali; bizde küçük küçük damlalar koymalıyız bu günden kenara.

“Lütfen kaybettiğiniz 20 dakikalara hayıflanmadan yeni 20 dakikalar verin kendinize.