Bir çocuğun işe giderken el salladığı babasına vedası da zordur; bir evladın son nefesini veren bir anneye bakarken yutkunduğu an da zordur. İnsan en çok neyi severse ondan ayrılması zor gelir ona. Yaratıcının unutmayı yaratması bu yüzdendir belkide… Eğer o veda anlarını unutamasaydık ya da o acı hafiflemeseydi nasıl yaşanabilir di ki? Damarlarınızı bir sevgilinin avucunda bırakarak uzaklaşmak; ya da bir avuç kara toprağa sığdırmaya çalışmak hatırladığınız her şeyi. Zorunlu vedaların acısı mı daha çok yoksa acılarımızdan kurtulmak için kendi mantığımızla aldığımız kararların vedaları mı bilinmez ama en zor olanı elinizde olmayan bir sebepten, müdahale edemediğiniz bir durumdan dolayı “elveda” demek zorunda kalmak olmalı bence. “Bir enkazın altında sessizce veda etmek sevdiğinize, sebepsizce ortadan kaybolan bir sevgilinin anısına bakıp kendisine son cümlenizi duyuramadan “elveda” demek, belki de en zoru severek ayrılmak olmalı şarkılardaki gibi. O çok sevdiğiniz insana, şehre, varlığa her neyse ona; onu ondan çok severken “elveda” demek en zoru olmalı…
Yorum bırakın